☰
✕

Ali Babacan: "Lekelenmeme hakkı sadece size mi ait? 86 milyonun hakkı!"

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın fon yolsuzluğu iddialarıyla ilgili 'lekelenmeme hakkı' açıklamasına tepki gösterdi. Bu hakkın herkese eşit uygulanması gerektiğini belirten Babacan, gözaltı görüntülerinin kamuoyuna servis edilmesini eleştirdi. Fon soruşturması kapsamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ne zaman bilgilendirildiğini de soran Babacan, TBMM'de araştırma komisyonu kurulması çağrısını yineledi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, 14 Ekim 2026'da TBMM'de düzenlenen Yeni Yol Grubu toplantısında, kamuoyunda tartışılan fon yolsuzluğu iddialarını, yargı uygulamalarını ve basın özgürlüğünü değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın soruşturmada adı geçen kişilerin lekelenmeme hakkına ilişkin sözlerine değinen Babacan, masumiyet karinesinin evrensel bir hukuk ilkesi olduğunu belirterek bu hakkın siyasi veya toplumsal ayrım gözetilmeksizin korunması gerektiğini söyledi.

“Lekelenmeme hakkı 86 milyonun hakkı”

Cevdet Yılmaz'ın açıklamasını değerlendiren Babacan, bir kişinin suçu kesinleşmeden suçlu ilan edilemeyeceğini vurguladı. Ancak bu ilkenin uygulanmasında çifte standart bulunduğunu savundu.

Babacan, lekelenmeme hakkının yalnızca iktidar çevresindeki kişiler için geçerli olduğu izleniminin ortaya çıktığını belirterek, geçmişte gözaltı görüntülerinin basına yansımasını ve daha sonra beraat eden kişilerin yaşadıklarını hatırlattı.

Özellikle kadınların evlerinden gözaltına alınırken görüntülerinin kamuoyuyla paylaşılmasını eleştiren Babacan, bu kişilerin de lekelenmeme hakkı bulunduğunu söyledi.

Gözaltı ve tutuklama süreçlerinde kamuoyu önünde suçlu gibi gösterilen, daha sonra beraat eden kişilere de dikkat çeken Babacan, “Lekelenmeme hakkı 86 milyonun hakkı” diyerek hakkın herkese eşit uygulanması gerektiğini ifade etti.

“Cumhurbaşkanı'nın haberi varsa da vahim, yoksa da vahim”

Fon yolsuzluğu iddialarına ilişkin yetkililerin geçmiş açıklamalarını gündeme getiren Babacan, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci'nin konuya ilişkin bilgilerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a iletilip iletilmediğini sordu.

Adalet Bakanı'na 19 ay önce şikâyet ulaştığını, Hazine ve Maliye Bakanı'nın ise 10 ay önce fonlardaki manipülasyondan haberdar olduklarını söylediğini öne süren Babacan, Cumhurbaşkanı'nın bilgilendirilip bilgilendirilmediğinin açıklanmasını istedi.

Erdoğan'ın bilgilendirilmiş olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmamasının da bilgilendirilmemiş olmasının da ciddi bir yönetim sorunu olacağını savundu.

Fon soruşturması için TBMM'de araştırma komisyonu çağrısı

Fon yolsuzluğu iddialarının bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Babacan, TBMM'de araştırma komisyonu kurulması çağrısını yineledi.

İliç, Kartalkaya ve Yenidoğan çetesi gibi olaylara ilişkin Meclis araştırmalarını örnek gösteren Babacan, fon soruşturmasının da parlamentonun denetimine açılması gerektiğini söyledi.

Babacan, denetim ve gözetimden sorumlu kurumların milyarlarca dolarlık olduğu öne sürülen işlemleri neden zamanında tespit edemediğinin açıklanmasını istedi. Sorumlu kurumların görevlerini yerine getirmesini engelleyen bir müdahale bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini dile getirdi.

“Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız”

Konuşmasında basın özgürlüğüne de geniş yer ayıran Babacan, yolsuzluk iddialarının zamanında kamuoyuna yansıtılabilmesinin soruşturmalar açısından önem taşıdığını belirtti.

Gazeteciler hakkında başlatılan soruşturmaları, erişim engellerini ve medya kuruluşlarına kayyım atanmasını eleştiren Babacan, basının görevinin kamu adına soru sormak ve araştırmak olduğunu vurguladı.

Babacan, haber sitelerinin ve sosyal medya hesaplarının engellenmesinin ya da televizyon kanallarına kayyım atanmasının basın özgürlüğü bakımından sonuçlarına dikkat çekerek, gazetecilere yönelik yargı süreçlerinin eleştirileri susturma aracına dönüşmemesi gerektiğini savundu.

“İhtiyacımız gerçeğin peşinden gidebilen özgür bir basındır”

Basın özgürlüğü ile kamu yararı arasındaki ilişkiye dikkat çeken Babacan, gazeteciliğin yalnızca siyasi tartışmaları aktarmakla sınırlı olmadığını; kamu güvenliğini, ekonomik çıkarları ve toplumun bilgi edinme hakkını da ilgilendirdiğini ifade etti.

Gazetecilerin hukuka uygun biçimde görevlerini yerine getirebilmesinin önemini vurgulayan Babacan, iktidarın beğendiği haberleri yapan bir basından ziyade, gerçekleri araştırabilen bağımsız bir basına ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Babacan, DEVA Partisi olarak hukuka uygun şekilde kamuoyunu bilgilendirmeye çalışan gazetecilerin ve basın kuruluşlarının yanında olduklarını söyledi.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma anlaşmasına ilişkin sorular

Babacan, konuşmasının dış politikaya ilişkin bölümünde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalandığı belirtilen savunma anlaşmasını da gündeme getirdi.

İslam ülkeleri arasındaki iş birliğini önemli bulduğunu ifade eden Babacan, anlaşmanın hangi ihtiyaca ve tehdide karşı hazırlandığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini savundu.

Anlaşmanın metninin kamuoyuyla paylaşılmadığını belirten Babacan, içeriğinin TBMM'de tartışılması gerektiğini söyledi. Dış politika ve savunma alanındaki anlaşmalarda Türkiye'nin çıkarlarının ve üstlenilecek yükümlülüklerin açıkça ortaya konulmasını istedi.

“Ekonomi artık ülkenin beka meselesi hâline geldi”

Ekonomik güven ile ulusal güvenlik arasında doğrudan ilişki bulunduğunu savunan Babacan, sermaye piyasalarındaki güven kaybının yatırımları ve büyümeyi olumsuz etkileyeceğini söyledi.

Savunma sanayisindeki teknolojik ilerlemeyi takdir ettiğini belirten Babacan, güçlü bir ekonomi olmadan savunma ve güvenlik alanında hedeflenen gelişmenin sağlanamayacağını ifade etti.

Hukuk, adalet ve ekonomik güvenin birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Babacan, Türkiye'nin ekonomik potansiyelini kullanabilmesi için güven ortamının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

lekelenmeme hakkı Ali Babacan ekonomi