Tom Barrack eleştirilerin ardından geri adım atmadı

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, ABD merkezli Fox News Digital'e yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politikadaki "güç yoluyla barış" yaklaşımını tam anlamıyla desteklediğini belirtti.

Barrack, İsrail ile Hizbullah'ı bir tuttuğu yönünde yorumlanan ve tepki çeken açıklamalarının ardından geri adım atmadı. Sözlerinin ABD politikasında bir değişikliği değil, "gerçekçiliği" yansıttığını savundu.

Barrack, İsrail ile Hizbullah'a ilişkin değerlendirmeleri, Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi gerektiğini savunması ve bölgede yalnızca "güçlü liderlik rejimlerinin" başarılı olduğunu söylemesi nedeniyle ABD medyası ile bazı senatörlerin eleştirilerinin hedefi olmuştu.

Fox News Digital'in sorularını yazılı olarak yanıtlayan Barrack, Hizbullah veya İran'a karşı yumuşama içinde olduğu yönündeki suçlamaları reddederek, Trump'ın "güç yoluyla barış" yaklaşımını desteklediğini vurguladı.

İsrail-Hizbullah açıklamalarına savunma

Barrack, İsrail ve Hizbullah'a ilişkin sözlerine yönelik eleştiriler hakkında, "17 Nisan'daki Antalya Diplomasi Forumu'nda yaptığım açıklamalar son derece açıktı. Ateşkesi bir 'mola' olarak nitelemem ve tarafların güvenilmez olduğunu söylemem, sahadaki açık gerçeğin ifadesidir. Bu bir eleştiri değil, gerçekçiliktir" dedi.

Kasım 2024 ve Nisan 2026'daki ateşkeslerin kırılgan olduğuna işaret eden Barrack, bunun nedeninin tüm tarafların geçmişte sınırları zorlaması olduğunu savundu. Karşılıklı güvensizliğin sorunun merkezinde yer aldığını belirten Barrack, "Bizim bu ateşkesi sağlamamızın nedeni tam da budur: Anlamsız ölümleri durdurmak, nefes alacak alan yaratmak ve Lübnan'ın egemenliği ile İsrail'in güvenliğini güçlendirecek denetlenebilir bir yol inşa etmek" ifadelerini kullandı.

Barrack, bunun Hizbullah'ın Amerikalıların ölümünden sorumlu bir terör örgütü olduğu yönündeki ABD pozisyonunu değiştirmediğini söyledi. "Hizbullah'ı öldürmek değil" sözleriyle neyi kastettiğine de açıklık getiren Barrack, İran destekli bir milis yapının yalnızca askeri yöntemlerle tamamen ortadan kaldırılamayacağını savundu.

Barrack, "Sadece 'çimleri biçmek' hiçbir zaman işe yaramadı, aksine yeni katılımları tetikledi. Amacımız, Hizbullah'ın terör altyapısını zayıflatarak Lübnan devlet otoritesinin kontrolü ele almasını sağlamaktır. Bu bir politika değişikliği değil, Trump ve Marco Rubio'nun başarıyla uyguladığı bir oyun planıdır" dedi.

F-35 ve S-400 çıkışı

Barrack, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasıyla ilgili tıkanıklığı daha önce "akıl dışı" olarak nitelemiş, S-400 meselesinin birkaç ay içinde çözülebileceğini söylemişti. Bu değerlendirmeleri nedeniyle yöneltilen eleştirilere yanıt veren Barrack, "Bu sürece 'akıl dışı' demek sağduyunun gereğidir" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin, kritik ABD varlıklarına ev sahipliği yapan ve NATO operasyonlarına katkı sağlayan hayati bir müttefik olduğunu belirten Barrack, S-400 yaptırımlarının iki ülke ilişkilerini gereksiz yere gerdiğini, bundan da Rusya'nın fayda sağladığını savundu.

Barrack, "S-400 meselesi, Başkan Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki güçlü kişisel ilişki ve Bakan Rubio'nun hassas diplomasisiyle aylar içinde çözülebilir" dedi.

Yapılacak herhangi bir anlaşmanın ABD Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'nın 1245. maddesine tam uyumlu olacağını ifade eden Barrack, Rus sistemlerinin operasyonel olmadığına dair kesin ve doğrulanabilir sertifikaların alınacağını söyledi. Barrack, "Amerikan güvenlik standartlarından taviz verilmeyecek. Bu klasik bir Trump pazarlığıdır: Yasayı uygula, teknolojiyi koru ve müttefiklikleri yeniden inşa et" değerlendirmesinde bulundu.

"Güçlü liderlik" sözlerinin arkasında durdu

Barrack, Orta Doğu'da yalnızca "güçlü liderlik rejimlerinin" işe yaradığını söylemesi nedeniyle gelen eleştiriler üzerine de açıklama yaptı. Bu yaklaşımın ideolojik bir tercih değil, uzun yıllara dayanan gözlemin sonucu olduğunu savunan Barrack, Arap Baharı sonrasında Batı tarzı demokrasiyi hızla benimsemeye çalışan ülkelerin çoğunun kaosa, iç savaşa ya da yeni otoriter yapılara sürüklendiğini öne sürdü.

Buna karşılık Körfez monarşileri gibi istikrarlı ve sonuç odaklı yönetimlerin güvenliği, ekonomik büyümeyi ve yaşam kalitesinde iyileşmeyi sağladığını ileri süren Barrack, İsrail ve Türkiye'yi örnek gösterdi.

Barrack, İsrail için, "Bölgede canlı bir demokrasi olsa da, olağanüstü zorluklar altında güvenliği sağlayan çok güçlü ve cesur liderlikler sayesinde ayakta kalmıştır" ifadelerini kullandı.

Türkiye için ise, "Cumhurbaşkanı Erdoğan yönetimindeki güçlü ve merkezi liderlik; istikrarın, ekonomik dinamizmin ve bölgesel nüfuzun nasıl sağlandığına örnek oluşturuyor" değerlendirmesinde bulundu.

Barrack, bu yaklaşımın demokrasi ve insan haklarından vazgeçmek anlamına gelmediğini savunarak, "Mesele, insan haklarının yeşerebileceği istikrarı neyin sağladığına dair gerçekçi bir değerlendirmedir. Trump'ın yaklaşımı her zaman şudur: Dünyayı hayal ettiğimiz gibi değil, olduğu gibi kabul ederek hareket etmek" dedi.

Kaynak: ANKA

Tom Barrack Hizbullah İsrail